Meyve ve Sebzeleri Mevsiminde Tüketmeyi Unuttuk

Son aylarda ülkemizde gıda fiyatlarının birden artmasıyla, pazarlarda mevsim sebze ve meyvelerinin dahi çok yüksek fiyatlara satıldığını görüyoruz. Halkın taze ve sağlıklı sebze meyve tüketmeye alışık olduğu bir tarım cenneti olan Türkiye’de gıda ürünlerinin böylesine pahalanmış olması yerel üretim ve modern beslenme alışkanlıklarımız gibi konularda da pek çok soruyu beraberinde getiriyor. Böylesine zengin topraklara sahip bir ülkede tarım üretimi her geçen gün azalıyor, yerli üreticinin iş bırakmak zorunda kalıyor ve tanzim satış gibi uygulamalara başvuruluyor.

Ancak bu olumsuz tablodan ders çıkarmak bizim elimizde. Yerel üretimin desteklenmesinin yanı sıra verimli üretim ve bilinçli tüketim alışkanlıklarının halka yeniden kazandırılması gerekiyor. Yeni ve etkili tarım politikalarına ihtiyacımız olduğu ortada, ancak bizim de bireysel olarak yapabileceğimiz pek çok şey var. Doğal ve sağlıklı mevsim ürünlerine talebi arttırmak, mevsim dışı sebze meyve tüketimini azaltmak, yerli üreticiden ve çiftçiden alışveriş yapmak gibi küçük adımlar hem devlet yetkililerinin hem de büyük şirketlerin ve üreticilerin yeni talep mekanizmalarının farkına varmaları için en etkili yöntemler. Ancak bireysel olarak asıl irdelememiz gereken nokta modern beslenme alışkanlıklarımız ve gıda tüketimimiz.

 

pazar alışverişi yapmak

 

Modern Yaşam Beslenme Alışkanlıklarımızı Nasıl Değiştirdi?

Teknolojinin durmadan geliştiği, işlerin her gün biraz daha yoğunlaştığı modern dünyada sağlıklı beslenmenin kolay olmadığının hepimiz farkındayız. Kısa vadeli çözümlere ve pratik ürünlere başvurmak zorunda kalıyoruz çoğu zaman.

Modern beslenme alışkanlıklarımız aslında ülkemizin toplumsal ve ekonomik durumunu da çok iyi yansıtıyor. Türkiye genç bir ülke. Yani, bundan 70 yıl önce nüfusun neredeyse tamamının tarım ve hayvancılıkla geçimini sağladığı bir ülkeyken, şimdi geçimini tarımla sağlayan nüfus her geçen gün daralıyor. Bu 70 yıllık süreç çok uzun bir zaman gibi görünse de böylesine derin bir değişimin dengeli gerçekleşmesi için yeterli değil. Dolayısıyla bu kısa sürede, bir ailede iki nesil arasındaki beslenme alışkanlıklarında dahi büyük farklar ortaya çıkıyor. Pek çoğumuzun büyükanneleri ve dedeleri kendi sebze meyvelerini kendileri üretirken ya da yerel olarak üretilmiş ve taze besinlere kolayca ulaşabilirken bizler kimyasal maddelerle muhafaza edilmiş, paketlenmiş, raf ömrü uzatılmış ve kilometrelerce uzaktan gelmiş besinler tüketiyoruz. Hangi meyvenin hangi mevsime ait olduğunu unuttuk, çünkü mevsimlerden ne olursa olsun istediğimiz her şeyi market raflarında bulabiliyoruz.

Günümüz şartlarında, özellikle de kalabalık ve sıkışık şehir hayatında herkesin kendi meyve sebzesini kendi üretmesi mümkün değil ve elbette daha pratik çözümlefre başvurmak zorunda kalıyoruz. İşte burada bireysel olarak atabileceğimiz bazı adımlar, değiştirebileceğimiz küçük alışkanlıklar devreye giriyor. Bunlar sayesinde yalnızca kendi hayat kalitemizi ve beslenme düzenimizi değiştirmekle kalmayıp, toplumda da bu konuda bilincin artmasına katkıda bulunabiliriz.

Sağlıklı Kalmak İçin Doğayla Uyum İçinde Beslenmeliyiz

Modern beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek için atmamız gereken ilk adım hangi sebze ve meyvelerin hangi mevsimde üretildiğini öğrenmek ve tüketimimizi buna göre şekillendirmek. Doğanın dengesiyle vücudumuzun dengesini aynı seviyeye getirmek için de buna ihtiyacımız var. Meyve ve sebzeleri kendi mevsiminde üretmek ekstra tarım ilaçları gerektirmediği ve doğal şartlarda üretim yapılabildiği için bu sebze ve meyvelerin besin değerleri daha yüksek. Mevsiminde bolca bulunabildiğinden raf ömrünün uzatılmasına ya da uzun süre muhafaza edilmesine de gerek kalmadığı için bu sebze ve meyveleri taze tüketmeniz daha kolaydır.

Üstelik mevsiminde satın aldığınız sebze ve meyvelerin tadındaki, kokusundaki farkı da hemen anlayabilirsiniz. Besin değerini kaybetmemiş, doğal ürünler tüketmek hem sağlığınız için daha iyidir hem de pişirdiğiniz ve yediğiniz yemekten daha çok zevk almanızı sağlar.

 

domates serası

 

Kışın Domates Yemek Aslında Bir Lüks

Tanzim satış noktalarının önünde upuzun kuyrukların oluştuğu, insanların pazara, markete gitmeye korktuğu şu günlerde, sebze ve meyveyi mevsiminde tüketmek daha da büyük önem taşıyor. Bir sebzeyi ya da meyveyi mevsimi dışında tüketiciye sunabilmek için ya serada yetiştirmek gerekiyor ya da dışarıdan ithal etmek. Mevsim dışı tarım üretiminin gideri daha fazla olduğu için tüketiciye maliyeti de daha fazla oluyor. Serada üretim ülkenin her tarafında yapılamadığı için maliyeti zaten yüksek olan ürüne bir de ekstra ulaşım masrafı ekleniyor. Böylece mevsim dışı sebze ve meyve üreticiden tüketiciye ulaşana kadar her adımda biraz daha pahalanıyor. Yurt dışından ithal edilen ürünler de hem döviz hem de ulaşım masrafları sonucunda raflara fahiş fiyatlara düşüyor.

Esas Maharet Mevsiminde Alıp Saklayabilmek

  • Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek demek, domatesi yalnızca haziran ve eylül ayları arasında tüketebileceğiniz anlamına gelmiyor elbette. Önemli olan diğer aylarda da mevsiminde üretilip toplandığından emin olduğunuz domatesi tüketebilmek. Örneğin, modern yaşamın bizi çok hızlı alıştırdığı şeylerden biri kavanoz ya da konserve yiyecekler. Üzerine hiç düşünmeden yaz kış domates sosu alıyoruz. Halbuki bu sosları yapmak aslında hiç zor değil. Domates mevsiminin sonuna doğru kilolarca aldığınız domatesi blenderdan geçirip farklı kullanımlar için kavanozlayabilir ve tüm yıl gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz. Böylece ocak ayında da mevsim domatesi yemiş olursunuz.

  • Tüm yıl boyunca çilek mi yemek istiyorsunuz? Çilek mevsiminde taze taze aldığınız çilekleri yıkayıp temizleyerek buzlukta saklayabilir, tatlılarınızda, smoothielerinizde kullanabilirsiniz. Mevsim meyvelerini kullanarak marmelat ve reçel yapabilirsiniz. Modern ve hızlı bir hayat sürmek bunlara engel değil. Uzaktan çok zahmetli gibi görünse de aslında çok az zamanınızı ayırıp, tüm yılı mevsim sebze ve meyvelerini göz önünde bulundurarak planlayabilir ve yıl boyunca sağlıklı ve doğal ürünler tüketebilirsiniz.

                     çilek reçeli

  • Sağlıklı beslenmek, ev ekonomisi için de çok önemlidir. Organik beslenmek sandığımız kadar zor ya da masraflı değil, aksine tasarruf etmemizi sağlayabilecek harika bir alışkanlık. Önemli olan elimizdekileri nasıl değerlendireceğimizi bilmek, büyüklerimizden öğrenmeye ve araştırmaya açık olmak. Kolaya kaçarak kendimizi süpermarketlere kapatmayı bırakıp, mahalle pazarlarında dolaşmak ve yerel üreticiyi tanımak hem daha sağlıklı hem de daha hesaplı bir yaşam sürmemiz için çok büyük önem arz ediyor. Üstelik ülke ekonomisinin de bir adım geri gitmemize ve unuttuğumuz bazı alışkanlıkları yeniden kazanmamıza ihtiyacı var.

YORUMLAR - 1 değerlendirme

Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
Hatice6 ay önce
Çok doğru noktalara değinen isabetli bir yazı olmuş da bana göre mevsiminde tüketsek bile artık tadı yok sebzelerin ve meyvelerin. Çilek mesela, elma büyüklüğünde yamru yumru şeyleri çilek diye satıyorlar ve insanlar bunları tüketiyor. Genetiği değiştirilmiş tohumlar mevsim filan dinlemez. Ne zaman toplarsan topla bırak besin değerini tadı ve kokusu olmuyor. Eğer mikro-tarım ya da bahçecilikle ilgilenen yani kendine üretim yapan bir yakınınız varsa gidin onlara sorun ne demek istediğimi anlarsınız. Şehirlerde pazara-markete gidip sebze-meyve alışverişi yapmak çok keyifsiz geliyor bana. Baharatlar olmasa tat filan alamayacağız.

İLGİLİ MAKALELER

İNDİRİM KATALOGLARI