Bilinçli Tüketim İçin "Yavaş Moda" ile Tanışın!

Durmadan artan tüketim çılgınlığına tepki olarak doğan yeni yaşam pratikleri hayatımıza girmeye devam ediyor. Daha çevre dostu ve sürdürülebilir bir tüketim döngüsü için yeni yollar ve çözümler arayan, tüketicileri daha bilinçli kararlar almaya teşvik eden bu akımlardan biri de “slow fashion” yani yavaş moda. Yavaş moda anlayışını hayatınıza dahil ederek alışveriş alışkanlıklarınızı gözden geçirmeye ne dersiniz?

Yavaş Moda (Slow Fashion) Nedir?

Yavaş moda, alışveriş ve tüketim alışkanlıklarımıza eleştirel bir bakış getiren ve bizi alışkanlıklarımızı değiştirmeye, dönüştürmeye teşvik eden akımlardan biri. Bu akımın “hızlı moda” anlayışına tepki olarak doğduğunu ve daha bilinçli alışveriş ve kullanım süreçlerini barındıran bir tüketim pratiği olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yavaş moda akımının tam olarak ne olduğunu anlayabilmek için öncelikle içinde bulunduğumuz “hızlı moda” dünyasının farkına varmak gerek.

“Fast food” restoranlarının mantığıyla çalışan, ucuz, düşük kaliteli ve kolay erişilebilir moda markalarının hüküm sürdüğü bir moda sektörüyle karşı karşıyayız. Hızlı moda sektöründe satın aldığımız kıyafetlere neredeyse kullan-at mantığıyla yaklaşıyoruz. Online alışverişin de yaygınlaşmasıyla bu tür markalara erişim arttı. Dolayısıyla çoğumuz, hangi koşullarda ve hangi materyallerle üretildiğini bilmediğimiz, bir yılı doldurmadan elimizde parçalanan giyim ürünlerini satın alıyor ve hızla tüketmeye devam ediyoruz. Bu hızlı tüketim pratiği bizi hem daha sık alışveriş yapmaya teşvik ediyor hem de satın aldığımız ürünlerin kullanım ömürlerinin kısalmasına sebep oluyor. Yavaş moda anlayışı da bu hızlı tüketim döngüsünü kırmayı amaçlayan, bizi eski alışveriş ve giyim pratiklerimize dönmeye teşvik eden bir yaklaşım sunuyor.

Yavaş Moda Nasıl Ortaya Çıktı?

İster istemez parçası olduğumuz hızlı moda sektörünün doğa ve insan sömürüsü üzerine kurulu olduğunu söyleyebiliriz. Tüketim hızı ve sıklığı arttıkça, malzeme kalitesi ve çalışma koşulları gibi pek çok önemli unsurdan feragat etmeyi seçen hızlı moda sektörü, insan hakları ihlallerinden çevre kirliliğine kadar pek çok alanda en büyük aktörlerden biri. Hayatımız, giyim ve alışveriş alışkanlıklarımız hep böyleymiş gibi geliyor olabilir. Ancak, çocukluğumuzu veya bizden önceki nesillerin yaşam pratiklerini düşündüğümüzde moda sektörünün bu kadar tüketim odaklı olmadığını, alışveriş pratiklerinin daha bilinçli olduğunu hatırlamak zor değil.

Yavaş moda anlayışı da tam olarak bunu hatırlatmayı ve eski pratiklere dönüşü mümkün kılmayı amaçlıyor. Daha az sayıda ama daha kaliteli giysiler kullanma bilincine geri dönebilirsek, hızlı moda sektörünün yarattığı çevre tahribatını onarmak, en azından azaltmak mümkün. Yani, yavaş moda anlayışı, aldığımız kıyafetlerin nerede ve kimler tarafından üretildiğini, malzemenin nereden tedarik edildiğini bildiğimiz, insan haklarının ihlal edilmediği koşullarda üretildiğinden emin olduğumuz ve uzun yıllar boyunca gerektiğinde onararak veya dönüştürerek kullanmaya devam edebileceğimiz bir moda sektörü tahayyülü sunuyor. 

Yavaş Modayı Hayatımıza Nasıl Dahil Edebiliriz? 

Sürdürülebilirlik, bilinçli alışveriş, çevre dostu malzemeler, etik üretim koşulları, insan onuruna yakışır çalışma koşulları gibi pek çok önemli unsuru içinde barındıran yavaş moda anlayışının en önemli ve güçlü aktörü tüketici. Tüketici kararlarıyla şekillenen ve tamamen talep üzerine kurulu moda sektöründe değişim yaratabilmek için bireysel olarak yapabileceğimiz çok şey var. Öncelikle tercih ettiğimiz markaların sürdürülebilirlik, çevre ve işgücü konularında ne gibi sorumluluklar üstlendiğini öğrenerek ve kararlarımızı buna göre vererek işe başlayabiliriz.

Kısa ömürlü trendlerden uzak durarak ve sürdürülebilir malzemelerden yapılmış giysileri tercih ederek gardırobumuzdaki parçaların ömrünü uzatabiliriz. Minimalizm, sürdürülebilir yaşam, kapsül gardırop vb. yavaş moda dostu akım ve pratiklerden yararlanmak da mümkün. Ancak yavaş modayı hayatımıza dahil edebilmek için asıl önemli olan tüketim hızımızı mümkün mertebe azaltmak, yani daha az alışveriş yapmak. Bunun için de alışveriş yaparken bilinçli olmaya gayret etmeli, kaliteye öncelik vermeliyiz. Onarım ve ileri dönüşüm gibi kavramları hayatımıza dahil ederek kıyafetlerimizin ömrünü uzatabilir ve sık sık alışveriş yapma ihtiyacımızı da azaltabiliriz.


YORUMLAR - 2 değerlendirme

Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
Gamze9 gün önce
Pandemiden sonra modaya bakış açısından çok şey değişir diyordum da... aslında çok yanılmışım. Her şey kaldığı yerden devam ediyor. Hatta insanlar eve kapandıkları dönemde para harcayamadıkları için şimdi sanki günah çıkartırcasına har vurup harman savuruyorlar adeta. Kimsenin umursadığını düşünmüyorum çevreyi filan. Hepimiz bir şekilde bu sistemin bir çarkı olduk. Hepimiz kendimizde kendi seçimlerimizi savunabiliyoruz. Sonuçta da hiçbir şey değişmiyor ve bizlere daha fazla ürün sattırmak isteyen markalar türlü reklamlarla aklımızı çelmeye çalışıyorlar ve bunda da büyük oranda başarılı oluyorlar. Aslında şu instagramı filan kapatsalar gösteriş meraklılığı yok olsa pek çok değişecek bana göre.
Kübra16 gün önce
Pandemi sayesinde farkettim bunu ve hayatımda kalıcı değişikliklere gittim bu sayede. Elbiseye filan para vermem artık öyle kolay kolay. Şu dolaptakiler neyime yetmiyor?

İLGİLİ MAKALELER

İNDİRİM KATALOGLARI