Elektronik Ürünlerin Durmadan Kısalan Ömrü ve Planlı Eskitme

İçinde bulunduğumuz tüketim çağında, kullandığımız ve satın aldığımız pek çok eşyanın ömrü eskisine göre kısalmış durumda. Ömür boyu aynı buzdolabını, aynı koltukları, aynı televizyonu kullanma fikri pek çoğumuza çok garip geliyor. Anne babalarımızın ve onların anne babalarının yaşam pratiklerine baktığımızda ise eşyalarını çok daha uzun süre kullandıklarını görüyoruz. Yirmi hatta otuz yıl boyunca performansından hiçbir şey kaybetmeden çalışan buzdolapları, iskeletleri hala sağlam koltuklar… Peki günümüzde eşyanın ömrünün kısalmasının sebebi nedir? Üreticilerin uyguladığı planlı eskitme stratejileri ve tüketicilerin değişen tüketim alışkanlıkları eşyanın kullanım ömrünü nasıl etkiliyor?

Planlı Eskitme Nedir?

Eşyanın kullanım ömrünün otuz yıl öncesine göre kısalmış olmasını irdelemeden önce “planlı eskitme” kavramından bahsetmekte yarar var. Planlı eskitme, markaların ürettikleri ürünleri uzun yıllar boyunca sorunsuz kullanılabilecek bir şekilde tasarlamak yerine daha kısa sürede miadını dolduracak biçimde tasarlamaları ve tüketiciye sunmaları anlamına geliyor. Yani, kullanıcıya bir sefer alıp on yıl kullanacağı bir ürün satmak yerine, on yıl içerisinde aynı ürünü aynı tüketiciye defalarca satmayı amaçlıyor. 

Günümüzde kullandığımız cep telefonlarından bilgisayarlara, beyaz eşyadan mobilyaya kadar pek çok ürün kategorisinde gördüğümüz bu yaklaşımın ilk örneği ise hepimizin kullandığı, ilk tasarımından pek de bir şey kaybetmemiş ve basit bir mekanizmayla çalışan ampul. Dünya üzerinde 1901 yılından beri yanmaya devam eden bir ampul olduğunu biliyor muydunuz örneğin? Evinizde durmadan patlayan ampulleri düşündüğünüzde şaka gibi geliyor, değil mi? Kasıtlı eskitme kavramının en güzel örneği de ampul aslında. Aslında, ampuller ve ampul gibi pek çok ürün on yıllarca kullanılabilecek şekilde tasarlanabilir. Ancak bir insanın hayatında bir sefer ampul alıp bir daha almaması ampul üreticilerinin pek de istedikleri bir şey olmasa gerek. Ürünlerin kullanım ömrünü düşürmek ya da aslında var olmayan kullanım ömürleri tayin etmek hepimizi aynı ürünü birkaç kere satın almaya teşvik ediyor, dolayısıyla üreticiler için daha kârlı bir iş ekosistemi oluşturuyor.

Kasıtlı Eskitme Stratejisi Tüketim Çılgınlığını Körüklüyor Mu?

Bu sorunun en kısa ve kolay cevabı “evet” olsa da durumu iki yönden de irdelemek gerekiyor elbette. Bazı sektörlerde bu sorunun “Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar?” sorusundan pek de bir farklı kalmıyor. İmalatçı şirketlerin gelirlerini sürdürülebilir kılmak için tüketimi artırmaya çalıştıkları doğru, ancak bu şirketlerin tüketici talepleri doğrultusunda hareket ettikleri ve hizmetlerini taleple orantılı şekillendirdiği de doğru. Yani, planlı eskitme kavramının tamamen tüketiciyi daha fazla tüketmek zorunda bıraktığı bazı sektörler olduğu bir gerçek, ancak pek çok sektörde tüketicilerin aynı ürünü on yıllarca kullanmayı reddetmesinden doğan bir planlı eskitme stratejisi de uygulanabiliyor. Bir noktadan sonra kısır döngü halini alıyor; imalatçı yeni ürünleri piyasaya sürdükçe tüketici satın alıyor, tüketici satın aldıkça imalatçı üretim hızını artırıyor. Kullandığımız eşyaların ömrü de böylece kısaldıkça kısalıyor.

Elektronik Ürünlerde Kasıtlı Eskitme Stratejisinin Rolü

Günümüzde planlı eskitme stratejisinin en çok kullanıldığı ürün kategorisi şüphesiz elektronik ürünler, özellikle de cep telefonları. Yeni akıllı telefon satın aldığımızda çok geçmeden bir üst versiyonu çıkıyor, yeni bir özellik piyasaya sürülüyor ve aldığımız telefonun statüsü aylar içinde düşmüş oluyor. Yani, pek çok kişi aldığı cep telefonunun taksiti bitmeden yeni bir telefon almayı kafasına koyuyor. Örneğin, iPhone’a yeni iOS güncellemeleri geldiğinde pek çok eski model güncelleme kapsamına girmemesi, girenlerin ise güncellemeyle birlikte yavaşlamaya başlaması son yıllarda çok konuşuluyor. Bunun dışında, bataryası değiştirilemeyen cep telefonlarında da planlı eskitme stratejisinin uygulandığı pekâlâ söylenebilir. Sonuçta bataryanın belli bir ömrü var. Telefonun bataryası değiştirilemiyorsa, bataryanın ömrü bittiği anda telefonun da ömrü bitiyor. Halbuki telefonun bataryası dışında her şeyi sorunsuz işliyor.

Planlı eskitme stratejisi yalnızca halihazırda kullandığımız cihazın yazılım ve donanım ömrünün kısaltılmasıyla yaşanmıyor. Bazen elimizdeki cihazın yazılımsal ya da donanımsal bir sorunu olmadığını bilmemize rağmen, başka modellerin daha iyi özellikleri olduğunu bilmemiz bile yeni bir cihaz almak istememize yetiyor. Kullandığımız cihazın hiçbir kusuru olmasa da, “yeni modellerde şu özellik daha yeni, bu özellik yeni gelmiş” gibi cümlelerle kendimizi yeni bir cihaz almaya ikna ediyoruz. Bu da planlı eskitme stratejisinin bir parçası.

İşin özüne döndüğümüzde, her an internete bağlı kalabildiğimiz, harika kameraları ve çok güçlü işlemci sistemleri olan bu akıllı telefonların gerçek ömrünün en fazla iki yıl olarak biçilmiş olması gerçekten inanılır gibi değil. Bu kadar akıllı ve mukavemeti yüksek cihazların ömrü pekâlâ daha uzun olabilir, daha uzun sürecek şekilde tasarlanıp üretilebilir. Ama burada sorumluluk yalnızca üreticilerin değil, biz kullanıcılara da büyük sorumluluk düşüyor. “Elektronik alet satın alma sendromu”na gripten daha sık rastladığımız günümüzde, biz bu tüketim çılgınlığına dur demedikçe, üreticiler kamçıyı vurmaya devam edecek. Yakın gelecekte daha bilinçli bir üretim-tüketim dengesine ulaşır mıyız bilinmez, ama en azından bu süreçte daha bilinçli alışveriş yapmanın yollarını aramak, doğru geri dönüşüm ve ileri dönüşüm yollarını araştırmak biz kullanıcıların atabileceği adımların başında geliyor. 

YORUMLAR - 1 değerlendirme

Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
İsmail20 gün önce
5 yıl önce aldığım Iphone'mu bu yıl anneme verip kendime yenisi aldım. Yani demek istediğim bana göre kullanma şekliyle daha alakalı olduğunu düşünüyorum ben bunun. Bu aletler evet çok hassaslar. Yere düşürdüğünüzde filan ekranı kaybediyorsunuz.

İLGİLİ MAKALELER

İNDİRİM KATALOGLARI