Gözetim Kapitalizmi Nedir?

Sosyal medya platformları üzerinden alışveriş, son yıllarda sessizce hayatımıza giren bir uygulama. Çoğumuzun sevdiklerimizle haberleşmek ve hayatımızın özel anlarını kaydetmek için kullandığı sosyal medya platformlarının hızla alışveriş platformlarına dönüşmüş olması, tamamıyla kişisel verilerimizle dönen bir ekonomi modelinin sessizce dünyayı ele geçirdiğine işaret ediyor. Kişisel verilerimiz aracılığıyla gözetlendiğimiz ve dev şirketler için para kazanma araçları haline getirildiğimiz “gözetim kapitalizmi”nin çarkları nasıl dönüyor?

Kişisel Veri Ekonomisi: Gözetim Kapitalizmi

Sosyal medya platformları üzerinden alışveriş, Facebook’a Pazaryeri özelliğinin gelmesiyle başladı ve Instagram gibi başka platformlara da sirayet etti. Çoğumuzun üzerine pek düşünmeden alıştığı ve kullanmaya başladığı yahut ihtiyacımız olmadığı için kullanmayı tercih etmediği masum bir özellik gibi görünse de sosyal medya platformlarının alışveriş platformlarına dönüşmüş olması kişisel verilerimizin nasıl kullanıldığına dair endişeleri ve soru işaretlerini arttırıyor.

Eskiden dev şirketlerin ürünlerini cazip kılarak satabilmeleri için küresel ve popüler trendleri takip etmeleri yeterliydi. Ancak günümüzde geçmiş verilere ve trendlere dayalı satış ve pazarlama yöntemlerinin pek bir kıymeti yok. Eskiden tamamen pasif alıcı rolünde olan tüketiciler, artık internet sayesinde aktif birer unsura dönüşmüş durumdalar. Herkesin hem üretici hem de tüketici olduğu bir ortamda, dev şirketlerin tek amacı davranışlarımızla ve tercihlerimizle ilgili veri toplamak değil, aynı zamanda gelecek davranışlarımızı yönlendirecek adımlar atabilmek. Bu hedefleri doğrultusunda da kişisel verilerimizi topladıklarını, kullandıklarını hatta sattıklarını biliyoruz. Bu online alışveriş platformları için geçerli bir durum elbette. Her müşterinin bir “profili” olması ve geçmiş davranışlarının toplanılmasının amacı bu. Özellikle de Shoshana Zuboff’un The Age of Surveillance Capitalism kitabından sonra daha fazla popülerleşen gözetim kapitalizmi kavramı de tam olarak bu döngüye işaret ediyor. (Kitabın Okuyan Us Yayınları tarafından Gözetleme Kapitalizmi Çağı başlığıyla Türkçeye kazandırıldığını da hatırlatalım.)

Gözetim Kapitalizmi ve Sosyal Medya Platformlarında Alışveriş

Online alışveriş platformlarının böyle bir veri takip mekanizmasından ve algoritmalardan yararlanarak gelecek davranışlarımızı öngörme veya yönlendirme amacı gütmesi pek de şaşırtıcı değil. Ancak sosyal medya platformlarının birer alışveriş platformuna dönüşüyor olması kişisel verilerin kullanılmasıyla ilgili endişeleri arttırıyor. Yani, kişisel verilerimizin güvenlik amacıyla değil, tamamen ekonomik kazanç kaygısıyla toplandığı ve işlendiği bir çarkın içinde buluyoruz kendimizi.

Tüketicilerin büyük çoğunluğu Instagram gibi sosyal medya platformlarını tamamen duygusal güdülerle kullanıyor. Yani, kendi kişisel hayatlarına ve sosyalleşme pratiklerine dayalı pek çok bilgiyi gerek paylaştıkları gönderiler aracılığıyla gerekse takip ettikleri içerikler aracılığıyla sosyal medya platformlarının erişebileceği veriler haline getirmiş oluyorlar. Eskiden yalnızca bu amaçla kullanılan Instagram gibi sosyal medya platformlarına birdenbire alışveriş özelliğinin de getirilmiş olması ise masumca Instagram’a sunduğumuz kişisel verilerin ekonomik kazanç amacıyla hem Instagram hem de dev şirketler tarafından kullanılıyor olduğunu gösteriyor.

Bu konuda etik sakıncalar ve soru işaretlerinin yanı sıra her birimizin özel hayatına dair verilerin dev şirketlerin cebini şişirmek için kullanılan birer küçük makineye dönmüş olmasının ekonomik sakıncaları da var. Bildiğimiz ve öğrendiğimiz haliyle kapitalizm evriliyor. Yani, çarklarını kişisel verilerimizin döndürdüğü bir gözetim kapitalizmi peyda oluyor. Kişisel verilerimiz aracılığıyla gözetleniyoruz ve gözetlenmemiz yoluyla elde edilen veriler dev şirketlerin para makinelerini besliyor.

Bu konuyla doğrudan alakalı olan başka bir ilginç makalemiz daha var:

(bkz :E-Ticarette Metaverse Devri: Mağazaları ve Müşterileri Neler Bekliyor?)

Algoritmalarla Kişiselleştirilmiş Bir Alışveriş Kataloğu Olarak Instagram

Bir düşünelim, Instagram gibi sosyal medya platformlarının kişisel verilerimizi toplayıp kullanıyor olması, istediğimiz içerikleri arama ve bulma pratiklerimizi de değiştirdi. Bu algoritmalar sayesinde artık biz içeriği bulmuyoruz, içerik bizi buluyor. Bakmaktan hoşlandığımız görseller, arama geçmişimiz, takip ettiğimiz sayfalar vb. tüm bilgiler bize yeni içeriklerin sunulması için kullanılıyor. Instagram’ın “Keşfet” bölümünü veya takip önerilerini düşündüğümüzde bunu görmek hiç de zor değil. Instagram’ın yakın zamanda lansmanını yaptığı ve “küçük işletmeleri desteklemek” amacıyla geliştirdiğini söylediği alışveriş seçeneğinin platformun temel fonksiyonlarından biri olarak dahil edilmiş olması ise aynı algoritma sisteminin bizi alışverişe teşvik etmek için de kullanıldığını gösteriyor. Üstelik, Alışveriş özelliğini kullanmamak veya verilerimizin bu amaçla toplanmamasını talep etmek gibi bir seçeneğimiz de yok. Gözetim kapitalizminin içine rızamız olmadan çekiliyoruz ve böylece aslında sosyalleşmek amacıyla kullanmaya başladığımız Instagram’ın dönüşümüne şahit oluyoruz. Instagram’ın kişisel verilerimiz kullanılarak bizim için kişiselleştirilmiş bir alışveriş kataloğuna dönüştüğünü söylemek mümkün.

 

bizi takip eden algoritmalar

Apple, Facebook, Instagram ve Google: Kim Suçlu, Kim Masum?

Google ve yakın zamanda Instagram’ı da bünyesine dahil eden Facebook’un kişisel verilerin işlenmesi konusunda lider olduğunu söylemek mümkün. Apple şimdiye kadar kişisel verilerin gizliliğine verdiği önemi vurgulayarak müşteri güveni kazanmış bir marka. Sunduğu hizmetlerin çoğu kişisel verilerin kullanılması ve saklanmasını gerektirmediği için çoğu tüketicinin bu konuda aklında soru işareti olmayabilir. Üstelik üst-düzey Apple yöneticilerinin de kişisel verilerin gizliliği hususunda devletlerin devreye girmesi gerektiğine dair açıklamaları da mevcut.

Ancak Apple’ın Facebook ve Google’la yakın ilişkileri ve bu iki dev şirketin uygulamalarının Apple kullanıcıları tarafından da kullanıldığını düşündüğümüzde Apple’ın sicilinin de pek temiz olmadığını görüyoruz. Örneğin, Google’ın IOS sistemindeki varsayılan arama motoru olabilmesi için yıllık olarak yüksek miktarda bir ücret ödediğini biliyor muydunuz? Kısacası Apple her ne kadar kişisel verilerin gizliliği konusundaki taahhüdünün altını ısrarla çizse de Google ve Facebook ile yakın iş birliği içinde olması, tüketicilerin bu konuda daima temkinli olmaları gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Günümüzün gözetim kapitalizminde neredeyse kimse masum değil.


YORUMLAR - 1 değerlendirme

Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
Sedat6 gün önce
Esasında çok derin bağlantıları olan bir konu. Fakat gayet rahat okunur şekilde ele aldığınız için teşekkür ederim. Bir online pazarlama uzmanı olarak söyleyebileceğim şu ki burada bahsedilenlerin pek çoğu doğru. Bazıları yanlış filan demiyorum sadece o konular hakkında detaylı bilgim yok. İnternetti her şey özellikle size bedava olarak sunulan her mecra aslında sizi sizden daha iyi tanımlayabilen algoritmalara sahipler.

İLGİLİ MAKALELER

İNDİRİM KATALOGLARI