Kadınlar ve Erkeklerin Alışveriş Alışkanlıkları Neden Farklı?

Konu alışveriş yapmak olunca kadınların alışverişi daha çok sevdikleri, erkeklerinse alışverişe pek tahammül edemediklerini düşünürüz, değil mi? Gözümüzün önüne alışveriş merkezlerinde ya da mağazalarda canı sıkılmış bir şekilde eşlerinin yanında gezen erkekler gelir. Bu aslında büyük bir genelleme tabii. Alışveriş yapmaktan hoşlanmayan kadınlar olduğu gibi, uzun uzun alışveriş yapmaya bayılan erkekler de var.

İstisnalar olsa da ve bu genelleme herkesi kapsamasa da erkek ve kadınların alışveriş yaparken gösterdikleri davranışlarının neden bu kadar farklı olduğunu hiç düşündünüz mü? Genellikle kadınlar daha uzun süre alışveriş yapmayı severler. Mağaza mağaza gezerek bütün ürünleri görmeyi ve daha sonra karar vermeyi tercih ederler. Erkeklerse ne alacaklarına daha önceden karar verip tek bir amaç doğrultusunda alışveriş yaparlar ve fazla zaman harcamak istemezler.

Araştırmalara göre erkekler alışveriş yaparken ortalama 26. dakikadan sonra sıkılıp eve dönmek istiyorlar. Kadınlar için bu süre iki saat. Erkeklerin %80’i eşleriyle birlikte alışveriş yapmaktan hoşlanmıyor ve %45’i ne olursa olsun birlikte alışveriş yapmaktan daima kaçınıyor.

Bu genellemenin ve araştırma sonuçlarının kaynağı yüz binlerce yıl önce yaşayan atalarımızın davranış şekiller olabilir mi? İnsanlar M.Ö. 8000’lere kadar avcı-toplayıcı bir yaşam sürüyorlardı. Yani, yabani hayvanları avlayarak ya da bitki, meyve ve sebze toplayarak besleniyorlardı. Avcı-toplayıcı toplumlarda avlanma işini erkekler, toplama işini de kadınlar yapıyorlardı.

Avcı-toplayıcı toplumların beslenme düzenlerine baktığımızda daha çok bitkisel besinler tükettiklerini görüyoruz, yani et tüketimleri yalnızca %10-%20 arasında. Bu da avcı-toplayıcı toplumlarda eve ekmek getirenin erkekler değil kadınlar olduğunu gösteriyor.

Atalarımızdan Miras Kalan İçgüdülerimiz

Avcı-toplayıcı yaşam ve beslenme düzeni tarım yaygınlaşmaya başlayana kadar devam etmiş. Yani M.Ö. 8000’den sonra bu yaşam düzeni yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başlamış. Aradan binlerce yıl geçmesine ve artık avcı-toplayıcı bir toplum olmamamıza rağmen, avcı-toplayıcı içgüdülerimizi hala taşıyoruz.

Atalarımızdan miras aldığımız bu içgüdülerin kendini alışveriş alışkanlıklarımızda gösteriyor. Bir düşünün, kadınlar toplayıcı içgüdüleri doğrultusunda ağaçtan ağaca (yani mağazadan mağazaya) gezerek en güzel ve en dolgun meyveleri toplamaya çalışıyor. Yiyecekleri uzun uzun inceliyorlar, yenip yenmeyeceğini anlamaya çalışıyorlar. Toplamayı bitirdiklerinde de elleri kolları meyvelerle dolu bir şekilde eve dönüyorlar. Tüm bu düzeni alışverişe uyguladığımızda bu benzerlik sizce de ilginç değil mi?

Aynı şekilde erkekleri düşünelim. Erkeklerin alışveriş alışkanlıkları da avcı içgüdülerine dayanıyor. Dolaşarak, bir şeyleri inceleyerek vakit kaybetmiyorlar ve hedeflerindeki hayvanı bir an önce avlamak istiyorlar. Avladıkları hayvanı başka insanlara ya da yabani hayvanlara kaptırmamak için çok hızlı hareket edip bir an önce eve dönmeleri gerekiyor. Bu avcı davranışları erkeklerin alışveriş merkezlerinde durmak istememelerini ve bir an önce eve dönmek istemelerini açıklıyor olabilir mi?

Avcı-Toplayıcı İçgüdülerimiz ve Alışveriş Alışkanlıklarımız

Kadınların ve erkeklerin alışveriş alışkanlıklarıyla ilgili genellemelere geri dönelim. Elbette bu genellemelere uymayan milyonlarca kadın ve erkek var. Yukarıdaki benzetmeler de iki kavram arasındaki bağlantıyı görebilmemiz için biraz da mizahla karıştırılmış örnekler. Yine de alışveriş alışkanlıklarımız arasındaki farklılıkları atalarımızdan miras kalan içgüdülerimizle açıklayabilme ihtimali muhteşem bir şey.

İçgüdülerimiz ve alışveriş alışkanlıklarımızla ilgili yapılan bir başka araştırma da kadınların toplayıcılık konusunda daha becerili olduklarını ve davranışlarının buna daha meyilli olduğunu gösteriyor. Aynı araştırmaya göre erkekler de avcılıkla ilgili becerilerde ve davranış biçimlerinde daha başarılılar. Her ne kadar avcılık ve toplayıcılıkla ilişkilendirilen becerileri kullandıkları ortam ve çevresel faktörler tamamen değişmiş olsa da atalarımızdan kalan içgüdülerimizin hala günlük hayatımızda etkili olduğunu görüyoruz.

Avcı-toplayıcı içgüdülerimiz ve alışveriş alışkanlıklarımız arasında böyle bir ilişki kurmamızın birkaç faydası var elbette. Artık kadınlar alışverişi neden bu kadar sevdikleri sorulduğunda, atalarından miras kalan içgüdülerini engelleyemediklerini söyleyebilirler. Ya da alışveriş merkezinde daha fazla durmak istemeyen erkekler eşlerine tarih öncesi atalarının avcılık içgüdülerini bahane gösterebilir.

Şaka bir yana, alışveriş alışkanlıklarımızın tamamen bizim kontrolümüz altında olmadığını fark etmek daha bilinçli alışveriş yapmamızı sağlayabilir. Sürekli alışveriş yapmak ya da aşırı ucuz mağazalardan alışveriş yapmak yerine daha sağlıklı kararlar verebiliriz.


İLGİLİ MAKALELER

İNDİRİM KATALOGLARI