Değişen Alışveriş Alışkanlıklarımız ve Aşırı Tüketim

Çoğumuzun evi gereksiz mobilyalarla, gardıropları ise kullanılmayan kıyafetlerle dolu. Alışverişin daha önce hiç olmadığı kadar ulaşılabilir bir hale gelmesi, bizi tüketime teşvik etmeye devam ettikçe, tüketim alışkanlıklarımız da hızla değişmeye devam ediyor. Sonuç olarak da verdiğimiz ekonomik kararların, binlerce lira harcayarak satın aldığımız eşyaların ve tüm bu tüketim çılgınlığının psikolojimizi, toplumsal düzenimizi ve gezegenimizi nasıl etkilediğini hiç düşünmez hale geliyoruz.

Üretimin ve uluslararası ticaretin kolaylaşmasıyla başlayan tüketim artışı son yüzyılda müthiş artış oranlarına ulaştı. Ancak, bu yüzyılın en büyük sorunu olan orantısız tüketimin yalnızca üretimin ve ticaretin kolaylaşmasıyla açıklanabileceği günleri çoktan geride bıraktık. Artık, küresel pazarlama yöntemleri, reklamların insanları alışverişe ve tüketmeye teşviki, dijitalleşmenin hızla gelişmeye devam etmesi ve online alışveriş gibi alternatif alışveriş kanallarının hiç olmadığı kadar yaygınlaşmış olması gibi upuzun bir listeyle karşı karşıyayız. Bu aşırı tüketim çılgınlığının sebeplerini ve başlangıç noktalarını tespit etmek, bu sorunları anında ortadan kaldırabileceğimiz anlamına gelmiyor elbette. Ancak, alışveriş alışkanlıklarımızın arkasında yatan etkenlerin ve bu alışkanlıkların doğurduğu sonuçların farkına varmak, “bilinçli tüketiciler” olarak hem kendimizi hem de gezegenimizi korumak için muhteşem bir başlangıç.

Alışveriş Alışkanlıklarımız Nasıl Değişti?

Neler yapabileceğimizi ve bu sorunu nasıl çözebileceğimizi tartışmadan önce yapılması gereken ilk şey, bu sorunun “nedenini” ve “nasılını” tespit etmek olmalı. Nasıl oluyor da önceden 50 yıl ya da 100 yılda değişen bireysel ve toplumsal tüketim alışkanlıkları 21. yüzyılda iki yılda bir çağ atlayabiliyor? Nasıl oluyor da 5 ya da 10 yıl önce, daha tutumlu ve temkinli alışveriş yaparken, günümüzde daha savurgan olabiliyoruz?

Öncelikle şunu kabul etmeliyiz, 21. yüzyıldaki gelişmeler hızla ve katlanarak devam ediyor. Bu insanlık tarihinde daha önce görmediğimiz bir tablo. Üretim teknolojilerinden küreselleşme ve dijitalleşmeye kadar pek çok gelişme her geçen gün biraz daha artarak dünyayı şaşırtmaya devam ediyor. Önceden belli trendlerin yayılması, benimsenmesi ve tüketilmesi on yılları bulurken şimdi her şey günler hatta dakikalar içinde olup bitiyor. Yani son 10 yılda gözlemlenen tüketim alışkanlıklarımızdaki değişimin daha önce görülmeyen bir hızda ve boyutta ilerlemesinin sebeplerinden biri, bu yüzyılın genel olarak çok “hızlı” bir yüzyıl olması.

Online Alışveriş ve Dijital Reklamlar

Bir diğer sebep ise online alışverişin hayatlarımıza girmiş olması. Artık online alışveriş platformlarında gezinmek, canımız sıkıldığında ya da boş zamanlarımızda yaptığımız bir aktivite haline geldi. Tüketimin yalnızca mağazalarda yapılan bir eylem değil, evlerimize, yataklarımıza, iş yerimize kısacası hayatımızın her yerine giren ve bize sürekli hatırlatılan bir şey haline gelmesi, tüketirken ve alışveriş yaparkenki düşünce süreçlerimizin kısalmasına ve özensizleşmesine neden oldu.

Online alışveriş, her şeyin çok hızlı ilerlediği günümüz dünyasında çok pratik bir yöntem ve mağazada alışverişten çok daha avantajlı olduğu pek çok nokta var. Ancak sorun online alışverişin kendisinde ve getirdiği kolaylıklarda değil, online alışverişle birlikte gelen “online reklam” çılgınlığında. Dün şöyle bir göz gezdirdiğiniz ama almadığınız ayakkabı, siz o sayfaya geri dönmeden peşinizi bırakmıyor. Facebook’ta, Instagram’da sürekli karşınıza çıkmaya devam ediyor. Bu günümüzde alıştığımız ve yadırgamadığımız bir şey olsa da aslında çok enteresan ve bizim kontrol edemediğimiz bir şey. 10 yıl önce bir mağazada beğendiğiniz ama almaktan vazgeçtiğiniz ayakkabıların sizi mağazadan çıkıp iş yerinize kadar takip ettiğini, çalışma masanızda belirdiğini bir düşünsenize.

Aşırı Tüketimin Psikolojisi ve Sosyolojisi

Online alışveriş, teknoloji, dijitalleşme… Bunlar bizim dışımızda gelişen ve bizi tüketime iten dış etmenler. Ancak odaklanmamız gereken tek yer bizim dışımızda gelişenler değil, tüketirken aklımızdan geçenler olmalı ki neden aşırı tüketmeye meyilli olduğumuzu anlayabilelim ve bunun toplumsal etkilerini de görebilelim.

Yuval Noah Harari’nin, Hayvanlardan Tanrılara Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi kitabındaki “Tarih boyunca hiç değişmeyen kurallardan biri, lüksün ihtiyaç haline gelmesi ve yeni sorumluluklara yol açmasıdır.” sözü, insanın tüketimle ilişkisini temel noktasından ele alıyor aslında. Hayatımızda kolayca ulaşabildiğimiz, satın alabildiğimiz ve “satın almak zorunda hissettiğimiz” her şey aslında eskiden birer lüksten ibaretti. Bunun 10 yıl, 50 yıl ya da 200 yıl önce olması bir şey değiştirmiyor. Tarihin bir noktasında lüksler ihtiyaç haline geliyor ve bu ihtiyaçları karşılayabilmek için kendi omuzlarımıza yepyeni yükler ve sorumluluklar yüklüyoruz.

 

                                          harari kitapları

 

Harari, tüketimin yüzyıllar boyunca toplum içinde geçirdiği değişikliğe de  Ortaçağ Avrupa’sındaki toplumsal tüketimle bugünü karşılaştırarak örnek getiriyor:

Ortaçağ Avrupası’nda aristokratlar paralarını hiç düşünmeden aşırı lükslere harcarlarken, köylüler her bir kuruşu hesap ederek tutumlu yaşarlardı. Şimdi her şey tersine döndü. Zenginler varlıklarını ve yatırımlarını dikkatlice yönetirlerken, fakirler aslında ihtiyaçları olmayan arabaları ve televizyonları satın alabilmek için borca giriyorlar.

Yani toplumdaki tüketim çılgınlığı bir sınıf atlama ve lüks yaşama yarışına dönüşmekle kalmıyor, hepimizin sırtına taşıyamayacağımız yükler bindiriyor. Üstelik bu yükler yalnızca bizim sırtımızı ağrıtmakla kalmıyor, gezegenimizi de mahvediyor.

Aşırı Tüketimi Engellemek için Bireysel Olarak Neler Yapabiliriz?

Her şeyden önce sağlıksız tüketim alışkanlıklarımızın farkına varmamız gerekiyor.  Kendinizi sürekli online alışveriş platformlarında gezinirken buluyorsanız, aklınızda  bitmek  bilmeyen bir alışveriş listesi varsa ve eviniz kullanmadığınız eşyalarla doluysa, öncelikle sizi bu tüketime iten nedenleri gözden geçirmelisiniz. Birkaç ay boyunca harcadığınız parayı daha dikkatli gözlemlemeniz de alışveriş alışkanlıklarınızı daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.

Bunun dışında, evinizde hiç kullanmadığınız, kalabalık eden eşyalardan kurtulmak da tüketim konusunda daha bilinçli davranmanızı sağlayacaktır. Gelecekteki davranışlarınızı değiştirebilmek için öncelikle geçmişteki davranışlarınızı incelemeniz ve bunlardan ders çıkarmanız gerekir. Eğer önceden yaptığınız gereksiz alışverişlerin hepsini bir arada görürseniz ve gereksiz eşyalarınızdan kurtulursanız muhtemelen aynı davranış biçimini gelecekte gösterme olasılığınız azalacaktır. Minimalizm gibi, az tüketimi ve tutumluluğu öğütleyen yaşam stilleri konusunda da araştırma yaparak hayatınızın belli kısımlarında bunları uygulamayı deneyebilirsiniz.

Alışveriş yaparken 3 ayda bir trendleri değişen, kalitesiz “hızlı moda” mağazalarından alışveriş yapmak yerine daha kaliteli ürünler bulabileceğiniz ve etik üretimi destekleyen mağazaları ve markaları tercih edebilirsiniz. Unutmayın, aşırı tüketim yalnızca sizin cebinizi yakmakla kalmıyor, gezegenimizi de harap ediyor.

YORUMLAR - 1 değerlendirme

Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
Onur7 ay önce
Fabrikalardaki çılgınlığı gösteren video gerçekten çok etkileyici. İnsanoğlu yaşamak derdinde ama kimse tükettiği ürünlerin kaynağını sorgulamıyor. Reklamlarla kurulmuş muazzam bir sistem var. yani dini açıdan da bakıyorum "hayvanlar insanlar beslensin diye yaratılmış" diyen bir çok inançlı vardır. tamam ama eziyet etmek ayrı öldürmek ayrı. Hayvan senin sofrana gelene kadar ne azaplar çekiyor. Hani atalarımız gibi gidip kırsalda avlansak neyse. İki adım ötedeki markete uğrayıp günlük besin ihtiyacımızın kat kat üstünde alışveriş yapıyoruz. Yemelere doymuyoruz...

İLGİLİ MAKALELER

İNDİRİM KATALOGLARI